Bu yazıda yaratıcı yazarlık hakkında edebi püf noktalarını değil, “İnternet Yazarlığı” (diğer adıyla web yazarlığı) ve bu konuda bilinmesi gereken teknik bilgileri inceleyeceğiz. Bilgisayar ve klavye sayesinde artık teknik açıdan hepimiz yazarlığın temel gereçlerine sahibiz. Kelebeğin Rüyası fimindeki kadar kağıt ve daktilo sıkıntımız yok. Fakat internet yazarı olmak için, daha doğrusu internette yazı yayınlamak için sadece edebiyat yeteneği yeterli değil. Gerçi bu teknik engeli aşmak için size yardımcı olacak kişiler varsa o ayrı. Bu makale, yazılarını sanal ortamda daha verimli paylaşmak isteyen amatörlere yardımcı olamak amacıyla yazıldı.
İnternet + Yazarlık
Harika bir yazar olabilirsiniz, muhteşem argümanlar yaratabilir, insanları kalbinden vuracak cümleler oluşturabilirsiniz. Bunlar güzel şeyler; fakat günümüzde içeriğinizi internet ortamına uygun formatta hazırlarlamazsanız okura ulaşmada sıkıntı çekebilirsiniz. Tabii amacınız okura aracısız ulaşmak ve daha okunaklı olmak değilse o ayrı, o zaman bu yazının devamını okumanıza gerek yok. Seçim sizin.
Her kör yazarın, bir kör okuyucusu vardır.
İnternet Yazarlığı?
İnternet Yazarlığı (İng. web writer) kavramını ben uydurmadım, zaten düşününce kendiniz de bulabiliyorsunuz. İnternet yazarlığı, diğer adıyla web yazarlığı, web sitelerine internet diline uyumlu içerik sağlayan yazarlık türüdür. Blog yazarları, haberciler, köşe yazarları ve bunun gibi sanal ortamda içerik üreten kişiler bu kategoriye girse de tam olarak internet yazarı sayılmayabilirler.
Adından da anlaşılacağı üzere İnternet Yazarlığı, bir yazıyı yayınlamanın yanında bu yazıyı sanal ortama uygun görseller, bağlantılar, videolar ve belli tipografik yöntemlerle içeriğini zenginleştirmeyi de kapsar. Bir internet yazarı bilgisayarın ve internetin sağladığı olanakları en iyi şekilde kullanmayı bilen yazardır. İnternet yazarı gerektiğinde fotoşopu açıp kendi görselini hazırlar, linklerini planlar, paylaşacağı sosyal medya mecralarına kendi karar verir. Bunun için yazı yeteneğinin yanında teknik düzeyde bir web bilgisi de gerekmektedir. İnternet yazarlığındaki en büyük farkı teknik bilgi oluşturur.
Kağıt ve HTML Farkı
Kitaptaki bir metin statiktir, sizinle dijital bir etkileşime geçmez, güzel bir sayfanın altına not düştüğünüzde bunu yazar göremez. Ayrıca bir fotoğrafın kağıt baskıda net görülmesi için fazladan baskı kalitesine ihtiyaç duyar. HTML standarlarında hazırlanmış bir internet yazısında ise konuyla ilgili bir videoyu, bir mini galeriyi ya da açıklayıcı bir linki o yazıya gömebilmek internet yazarının en büyük avantajıdır. Lafı daha da uzatmadan bir internet yazısında dikkat edilmesi gereken beş hususu inceleyelim:
1. Bağlantı Sağlamak (Link Vermek)
Bir kitapta dipnotlar, ek açıklamalar her zaman sıkıntıdır. Okumayı yavaşlatır, konudan kopmaya neden olur. Dijital ortamda ise (e-kitaplar ve web sayfalarında) istenilen bir sözcük kolayca bir bağlantıya çevirilebiliyor. Link vermek ayrıca SEO Verimliliği için de kritik bir konu. Eğer yazınızı linklere boğarsanız arama motorları yazınızın yayınlandığı sayfayı bir link tarlası olarak kabul edip hak ettiği sıranın altında gösterebilir. Bunu engellemek için rel=”nofollow” gibi yöntemeler var ama bu sadece google için geçerli ve yeni başlayanlar için fazla teknik bir yöntem. Fakat yine de link vermekten çekinmeyin. Eğer kaynağınızı belirtirseniz link alan sayfa sayenizde bilinecek ve kaynak sıknıtısı çeken ve daha ayrıntılı bilgi isteyen meraklı okuyucuya yardımcı olacaktır. Mesela bu makalede beş link var ve iki tanesi “nofollow”lu diğerleri de dışarı açılıyor. 500 sözcük başına en fazla 3 link sınırını aşmayın derim.
2. Görseller ve Dijital Haklar
Gelelim dijital haklar ile ilgili en önemli meseleye. Konuyla ilgili bir görselin yazıya eklenmesi estetik açıdan güzellik kattığı gibi okuyucuya da ferahlık verir. Mesela yukarıdaki daktiloya bayıldım ve doğal olarak hemen siteye ekledim aylar sonra bir mail ile karşılaştım. Tara Bradford fotoğrafın kendisine ait olduğunu ve onun izni olmadan yayınlayamayacağımı belirtiyordu. Yerden göğe kadar haklıydı ve kibardı. İsterse görseli, sitemin barındırıcı firmasına kaldırtabilir ve İçeriği Google’dan Kaldırma sayfasına da şikayet edebilirdi. Ülkemizde zayıf olan bu kanunlar uluslararası platformda gayet çabuk tepki görmekte. Doğal olarak fotoğraf çalışmasını hemen kaldırdım.
Tara’ya daha sonra tekrar mektup yazdım. Adını ve yaşadığımız olayı anlatmak için fotoğrafı tekrar kullanmak istediğimi belirttim. Bunu Türkçe okuyucuları için de bilgilendirici olacağını anlattım. Anlayışla karşıladı ve izin verdi. Fotoğrafta adını görebilir ve konu hakkındaki yazısını buradan veya fotoğrafına tıklayarak okuyabilirsiniz. “Copyright” konusunda baya zarar görmüş ve mücadele etmiş bir sanatçı. İnsanlar fotoğrafını ondan izinsiz kullanmakla kalmamış kendi çalışmalarıymış gibi de yayınlamışlar. Yani oldukça enteresan bir macerası var bu pembe daktilonun, neyse ki tatlıya bağladık:)
Konumuza dönelim. Her yazı için en azında bir görseli bulunmalı ama bu yasal olmalı, dedik. Bu sayede yazınız, sosyal ortamlara paylaşıldığında küçük bir görselle daha hoş görünecektir. Özellikle Facebook paylaşımlarında çok önemlidir. Tabi bazen Facebook da saçmalıyor ve yazınızın linkini gördüğünde resimleri çekemiyor. Panik yapmayın. Bunu onlar da farkında ve bunun için düzeltme aracı var. Aşağıdaki gibi yazınızın bulunduğu sayfanın linkini bu sayfaya yapıştırıp “Debug” düğmesine basıyorsunuz ve görseli çekip önbellekleme (cache) hatasını düzeltiyor.
Eğer buna rağmen bir düzelme yoksa o zaman sayfanızda bir kodlama sorunu var demektir. (Denemek için yukarıdaki görsele tıklayın.)
Görsellerin boyutları ve çözünürlüğü de ayrı özen ister. Daracık bir karede yüksek çözünürlüklü görsel sergilemek sayfanızın yavaş açılmasına ve barındırıcı kotasını dolmasına neden olabilir. Bu nedenle yazdığınız sayfanın genişliğini bilmeniz ve ona uygun çözünürlükte görseller kullanmanız yerinde olur.
3. Video Gömmek
Bazen bir konuyu video ile açıklamak çok daha kolay olabiliyor. Aşağıdaki örnekte görüldüğü üzere, video gömme işi aslında büyütülecek bir mesele değil. Gerektiğinde kullanmaktan çekinmeyin. Bu sitenizde geçirdikleri vaktin de artmasını sağlayabilir. Yasal olarak da sıkıntısı yok çünkü doğrudan Youtube’tan çekiyoruz. Sorumluluk video sağlayıcısında.
4. Tipografik Okunaklılık
Tamamen bloklanmış düz bir metin kağıt ortamında da tercih edilmez. Okunaklı bir font ve nefes alma boşlukları olan bir metin okuyucunun hayır duasını almanıza neden olabilir. Yer yer görseller ve uygun başlıklar okuyucuya yardımcı olur.
Okunaklı bir metin için web teknolojileri hakkında değil de sayfa düzeni hakkında bazı bilgilere sahip olmanız gerekiyor. Mesela Bölüm başlıklarını mutlaka <h2> <h3> gibi etikeleri kullanmanız bir listeleme yapacaksanız <li> <ul> etiketlerini kullanmanız okunaklılık ve Google örümcekleri için önemlidir.
Yazım ve sayfa düzeni hakkında daha ayrıntılı bilgi için Tipografiye Giriş adlı makaleye bakabilirsiniz.
Ek Bilgi: Tipografik olarak tasarlanmamış sayfaları ise standart bir görünümde okumanızı sağlayan yardımcı okuma programları da var. Örneğin Chrome Eklentisi Clearly benim sıklıkla kullandığım bir araç. Not: Ayrıca metin seçimine kapatılmış bencil sayfaları da seçilebilir hale sokuyor.
5. Sosyal Medya (Propaganda)
Sosyal Medya herkesin aşina olduğu bir konu. Makalenizi bulabildiğiniz tüm sosyal mecralarda bıkkınlık yaratmadan paylaşmanız yerinde bir davranış olacaktır. Paylaşmayacaksanız zaten neden yazdınız? Eğer hatırı sayılır bir takipçi listeniz varsa işiniz daha kolay olacaktır. Paylaşmayı ihmal etmeyin, okuyucularınız yeni yazı var mı diye sitenizi kontrol etmek yerine twitter veya facebook gibi ortamlarla kolayca haberdar olabilirler. İnternet yazarlığında amaç zaten iletişmek değil mi?

6. İnternet ve Etik (Telif Hakları)
İnternetteki en sıkıntılı mesele kopyalama (akademik dildeki intihal) meselesidir. İnternet büyük bir bulut ve kanunlar hep geriden geliyor, hatta hiç gelmese daha iyi ama neyse. Bu yüzden kendi etik yasalarınızı kendiniz belirlemelisiniz.
Günde üç beş kişinin girdiği bir siteniz varsa ve İsveç’teki bir fotoğrafı paylaşmışsanız başınız ağrımaz; fakat bir görsel çalışmayı kendi eseriniz gibi sunmanız ya da daha önce yazılmış bir yazıyı kaynak göstermeden kendi sitenizde paylaşmanız sizi yasal sıkıntıya sokabilir. Eğer alıntı yapacaksanız eserin sahibiyle iletişime geçmeye çalışmanız hem iç huzurunuzu sağlamanız hem de bir sanatçıyla tanışmanız açısından olumlu olabilir. Özetle anonim olmayan bir paylaşım yapacaksanız mutlaka kaynak gösterin, bu şart genelde yeterlidir. Sevgili Tara’nın pembe daktilosunda bu işe yaradı.
Yukarıdaki “I Want You” banner’ını bir zamanlar eğlence amacıyla yapmıştım. Fakat bu çalışma içinde iki tane farklı görseli barındırıyor, fontlar da cabası. Kâr amacıyla yapmadığım için sıkıntı yok, hatta bu görseli benden habersiz yayınlayan çeşitli sitelerde de gördüm. Hem kızdım hem hoşuma gitti. Fakat Tara gibi uğraşılacak bir konu değildi, çünkü bu banner’ı da hobi amaçlı yapmıştım. Her neyse canları sağ olsun…
Paylaşılan bir görselin nasıl sunulduğu da önemli. Minimalist sanat çalışmalarını tanıtan aykenti.com sitesi eser yaratıcılarından da bahseden haklarına saygı gösterdiği gibi sanatçıları da tanıtan güzel bir örnek olabilir.
Açıkçası bendeki hassasiyet font tasarımı yapmaya başladıktan sonra gelişti. Türkiye korsan bir memleket ve telif hakları konusunda bilinçli yetişmiyoruz. Ancak dünyaya açılıp herkesin kullanacağı bir font seti yapınca ve bunu kullanmak için benden çeşitli ülkelerdeki yaşlı genç çeşit çeşit insan iletişime geçmeye başlayınca bende bir farkındalık oluştu. Örneğin Kanada’lı Luc Devroye diye bir matematik profesörü fontlarımı hobi amaçlı kişisel sitesinde tanıtmış. Allah razı olsun. Peki, neden bu zahmete girdi ki? Etik yüzünden. Bu da gerçekten beni bu konuda düşünmeye itti. İnternet böyle bir bulut işte.
Asıl sıkıntı ise işin içinde para olunca gerçekleşiyor. İnternet yazarlığında ise para yok. Gerektiğinde üstüne para ve zaman veriyorsunuz. Bu nedenle fazla endişelenmeyin. Korsan film, müzik, oyun ve muzır içerik paylaşmadığınız sürece başınız pek ağrımaz. Ve her ihtimale karşı kolayca erişilebilecek bir iletişim kutunuz veya e-posta adresiniz olsun ki bir durum olduğunda önce size ulaşsınlar iş barındırıcı firmalara, Google’a ve mahkemeye gitmesin. Bu sayede pek çok olayı tatlıya bağlayabilirsiniz. Çünkü ülkemizde hukuk iki taraf için de eziyet demek.

Gelecekte İnternet Yazarlığı
Bilgisayar ortamında yazı yazmak kolay ve ekonomik; fakat internete uygun yazı yazmak emek istiyor. Bu emeği verdikten sonra getirisi emin olun daha fazla olacaktır. Teknolojik gelişmeler ve gittikçe artan nüfus yüzünden gelecekte olası bir kağıt sıkıntısını tahmin etmek zor değil. Kağıda alternatif olarak e-kitap okuyucular geliyor. İstediğiniz kadar taş, kağıt, makas ve daktiloda inat edin. Bir gün kağıt kitaplar müzelere kaldırılacak. Ve dönüşüm başladı. Bu nedenle şimdiden dijital ortamda içerik hazırlamaya hazır olsanız iyi edersiniz. Benden söylemesi.
Ekleyecekleriniz varsa lütfen yorum yapın.






Gaye
Debugger için teşekkürler. Denedim, resimler geldi Facebook’ta, ama yanlış resimler. Yazının görseli yok, sitedeki başka görseller geliyor. Ne yapmalı?
Serdar A
Demek ki sorun siteden kaynaklanıyor. Resimleri başka bir adresten değil de direkt site arayüzüyle yükleyip çekin. Eğer durum hâlâ aynıysa ve ille de görsel istiyorsanız. Pratik çözüm: Facebook’a görseli yükleyin, açıklama kısmına da bir iki cümle ile sayfanın linkini koyun. Böylece paylaşımınız daha dikkat çekici ve düzenlenebilir olur.
Gaye
Çok teşekkürler, şimdi düzeldi.