Ozgur Serdar Altunoglu

Animasyon ve Konsept Sanatı

  • CV
    • CV (Türkçe)
    • Konsept Sanatı Antolojim
    • Yazılar
    • Linktree
    • Hakkımda
  • BLOG
  • İLETİŞ
  • Türkçe
Körüklü Karamelli Otobüs

Bir Otobüs Öyküsü: Körüklü Karamelli Dilekçe

Tarih: 2013-05-23
Kategori: Hikâye

Atölyedeki beşinci ödevimiz çok kazıktı. Yazılmış bir öykünün devamını getirmek. Yazar rahmetliyse kemiklerini sızlatacak, diriyse romatizmal rahatsızlıklara sebep olacaktık. Neyse ki çok okuyan biri değilim -dünya üzerindeki tüm literatürü hesaba katarsak- önceden okuduğum bir hikâye değildi. Sonra öğrendik ki hikâye Etgar Keret’e aitmiş. Giriş paragrafı aşağıda, körüklü karamelli devamı ise daha aşağıda. İyi okumalar…

Bu öykü geç gelen yolculara asla kapı açmayan bir otobüs şoförüne dair. Kimseye. Ne otobüsün yanında koşup ona yalvaran bakışlarla bakan ezik lise öğrencilerine, ne kapıya aslında zamanında gelmiş de bütün suç şoförünmüş gibi vuran sinirli tiplere, ne de onu ellerindeki alışveriş torbalarını sallayarak durdurmaya çalışan yaşlı ve titrek kadınlara. Kötülüğünden değil, çünkü kötülüğün zerresi yoktu bu otobüs şoförünün ruhunda; ideoloji meselesiydi sadece.

 

Körüklü Karamelli Dilekçe

İdeoloji nedir? “İdeolojiler her şeyden önce belirli bir dünya görüşünü yansıtır. İdeoloji, içinde yaşadığımız dünyanın, yani toplumsal gerçekliğin nasıl olduğunu, neden meydana geldiğini ve nereye gideceğini açıklamak ister.”[i]

Şoförün kendine has bir dünya görüşü vardı; ama yaşadıkları ideolojiden çok idealizm meselesiydi. Anası babası büyük adam olacağını telkin etmiş, o da körüklü bir otobüsün kuralperver kaptanı olmuştu.

Yıllar kişinin sivri ideallerini törpülüyor, hayat otobüsü de bu sayede ilerliyordu. Asla, asla dememeliydi insan. Bizim kaptan da “asla” dememeyi otobüsü bozulup yolda kaldığında öğrendi. Yolcuların öfkeli bakışları arasında ıssız yolda beklerken, yakın zannettiği iş arkadaşı, gecikmemek için durmamış, bir ihtiyacın var mı, diye sormadan basit bir korna selamıyla geçip gitmişti. Hayal kırıklığını hisseden bir yolcu ona bir sigara uzattı. Nasıl olsa boş otobüs ve tamir ekibi gelecekti. Tüzükte her durum için yapılacaklar yazılıydı. Fakat içinde, hiçbir kuralın erişemediği kadar derinde, bir yanlış olduğunu hissetmişti. Prensiplere bu derece sadakat, yolcuların öfkeli bakışlarına değer miydi? Ufacık yetki alanında, tek bir açma kapama düğmesiyle büyük adam olmaya mı çalışıyordu? Kurallar olmasa kendisi olabilir miydi ya da bu kuralcı kişi gerçekten kendisi miydi?

Ertesi gün sadakati çatlasa da henüz kırılmamıştı. Kapıları kapattıktan sonra yine kapıya bir yolcu dayandı. Fakat bu sefer kapıya dayanan, ona sigara veren bir yolcuydu. Utandı, “Sokarım tüzüğüne” diyerek havalı kapıyı açtı. Açılış o açılış.

Hislerini dinlemeye torbalı teyzelerle devam etti, ardından hamileler, gaziler, çocuklular, yaşlılar derken öğrencileri bile almaya başladı, hem de arka kapıdan ve bilet göndermeyeceklerini bilerek. Artık geride kimseyi bırakmıyordu. Eskiden öyle miydi? Tabelada, kılavuzda, yönetmelikte ne yazıyorsa o! Peki, bu kenar mahalle insanlarının suçu neydi?

“Sağlı sollu ilerleyelim beyler!” “Kardeşim, bir otobüs daha versinler.” “Ben senin kardeşin değilim.” “Değiliz ama şu an kardeşten öteyiz, açıl öteye azıcık.” “Nereye gideyim yer mi var?” “Arkalar bomboş.” “Kaptan zorlama, geç kalıyoruz.” “Oy vermedik diye bunlar.” “Şikâyet edelim arkadaşlar.” “Evet, toplu dilekçe verelim.” “Toplu değil körüklü dilekçe bile nafile.” “Kimse kalmıyor ki son durakta herkes vın…” “Beyler yeter ya sabah sabah!” Tüm bu serzenişler sırasında otobüs hedefine varır, alınan kararlar da ertesi sabah tekrarlanmak üzere hayat çorbası içinde eriyip giderdi.

Sonbahar gelmiş ve okullar açılmıştı. Mahalle bu sene beklediğinden daha fazla hasat vermişti. Emektar kaptan, mahsulü körüklü konserveye sığmakta güçlük çekiyordu. Geçen sene sınıfta kalan oğluna haksızlık yapmış olabilir miydi acaba? Hocası gerçekten kıl mıydı? “Sanırım hoca sadece benim oğlanı değil, koca sınıfı bırakmıştı” dedi içinden. Gelişmekte olan bir mahalleydi burası. Sadece ulaşımda bir değişim yoktu.

Gaddar bir öğretmen veya plansız büyüyen mahalle yüzünden, hayatı ıskalamış gençler değil, belki de tüm mahalle güne geç başlayacaktı. Tecrübeli kaptan her şeye rağmen devasa insan konservesini taşırmadan doldurdu. Havalı kapıları tıslatarak kapattı. “Umarım trafik yoktur” dedi. Programın on beş dakika gerisindeydi. Besmele çekip gaza bastı. Gaz pedalı “miyav” dedi, dizel motor kükredi, sesten korktu yolcular, egzozdan duman yükseldi ve otobüs sarsılarak ilerlemeye başladı. Azıcık hızlı gitseler bir iki kırmızı ışık geçseler yetişebilirlerdi belki.

Birkaç metre ilerlemiş otobüs böğürmeye devam ediyordu, yaşlı motoru zor durumdaydı. Derken bir çatırtı sesiyle tüm otobüs çalkalandı. Evet, körük kopmuş ve yolcular, bölünmüş çikolatadan çıkan karamel gibi körükten akıyordu. Neyse ki kimse yaralanmadı.

O gün öğrenciler ilk dersi kaçırdı, memurlar azar işitti, özel sektördekiler primlerinden oldu, toplantılar az kişiyle başladı, bazı kepenkler geç açıldı, otogarda misafirler biraz daha bekledi, bazı biletler yandı; fakat bu sefer körüklü şikâyet dilekçesi hareket amirliğine gerçekten verildi. Ertesi gün iki yeni otobüs 5 dakika arayla sefere başladı. İlginç! Dilekçe gerçekten işe yaramıştı. Peki ya ideolojiler, hepsi boşuna mıydı?

Körüklü Karamel Effect...

 


[i] AÖF Sosyoloji Ders Kitabı:  Türk Siyasal Hayatı, 2013, 1. Basım, s. 121.

Other Articles / Diğer Yazılar
  • ozarts-2021
    Konsept Sanatı Antolojim
  • ai-art-tools-comparison
    YZ Sanat Araçları Karşılaştırması ve Çözüm Arayışları

Etiketler: edebiyat atölyesi

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • LinkedIn
  • Behance
  • ozthealem
  • Paylaşım İmajı

Günün En Çok Bakılanları

  • stereogram serdaraOto-Stereogram (Şaşı Bak Şaşır) Çeşitleri ve Yapılışı (5)
  • Fight Club Official Trailer 1999 Brad Pitt Edward NortonDövüş Kulübü 1999 Film Analizi – CPLT481… (5)
  • Arjantin Eller MağarasıRenk Teorisi: RGB – CMYK ile Geleneksel… (1)
  • en iyi anime serileriEn Favori Anime Dizilerim: Evangelion, Fullmetal… (1)
  • Karagöz Hacıvat Gölge Oyunu AnimasyonAnimasyon Çeşitleri, Etimolojisi ve Felsefesi (0)
  • Way of SeeingsGörme Biçimleri (Ways of Seeing) Kitap vs. Belgesel… (1)
  • Death Note MangaEn İyi Manga, Anime ve 2D Animasyon Programları (1)
  • Real-Speech-Of-Albert-Einstein-in-colorAlbert Einstein’dan İngilizce Konuşma ve… (1)

Seçme Yazılar

PostHuman - sci-fi action animated short film directed by Cole Drumb

Animasyon Günlüğüne Giriş: Adamlar nasıl yapmış?

Animasyon (canlandırma) işine gönül vermem küçük yaşlardan başlıyor: ancak bu işe ortam hazırlayıp fiilen başlamam altı aylık bir maziye sahip. Bu süre zarfında bir çok döküman, dergi, tutorial (eğitim videosu) ve tasarım programı inceledim. Belli bir araştırma hacminden sonra nereden nasıl başlayacağınıza dair aklınızda kaba taslak bir fikir oluşmaya başlıyor.

Ozgur Serdar Altunoglu © 2026

  • Türkçe