Ozgur Serdar Altunoglu

Animasyon ve Konsept Sanatı

  • CV
    • CV (Türkçe)
    • Konsept Sanatı Antolojim
    • Yazılar
    • Linktree
    • Hakkımda
  • BLOG
  • İLETİŞ
  • Türkçe

Salt ‘Takıntı’nın Savunması

Tarih: 2011-11-22
Kategori: Deneme

Kanka, “takıntı” yapmanı istemiyorum dedi, son telefon konuşmasında, “takıntı” yapmanı is-te-mi-yo-rum! Takıntı nedir kanka? Söylesene bana. Takıntı nedir?

Takıntı “git” demek, takıntı “beni sevmeni sevilmeyi kaldıramıyorum”, takıntı “yaşadığın duygusal sürecin duygu yoğunluğunu kabul edemiyorum, kabul edersem kendimi suçlu hissedicem, beni seven birini daha katledicem; o yüzden sana bu durumu aşksız kuru sözcüklerle açıklamak istiyorum” demek. “Beni benle yüzleştirecek, beni ‘ben’le dövüp aşk kapısında süründürecek bir şey istemiyorum. Geçmiş sevmelerim bir kabus. Unutup gittiğim, sevişip gittiğim, s.krip gittiğim her şeyi tekrar karşıma çıkartma, ne gerek var bunlara! Ne gerek var?” demek, az biraz aşk demek…

Takıntı ne demek? Takıntı “duyguların yalan, yanılsama, yemedi yaslanma, yemedi yanında yatma, yemedi daha da kokma, koklama buna kalkışma” demek. “Takıntı” bu devrin adi psikologları tarafından soğuk mantıkla dövülmüş ve alayına övülmüş bir kılıçtır kanka. Sen de sapla, sen de sapla… Saplantı diyerek herkesin tutkusuna, herkesin aşkına bu korkunç kılıcı sapla, öldür, yadsıyarak yaşamını sürdür de nereye kadar? Bitanem, bilinçaltı canavarıyla yüzleşmeden nereye kadar?

Evet, takıntı hatta saplantı, kazma gibi saplandı. Dünya diliyle atılan bir iftira anıtı. Çağımızın sözde hastalığı, duygusuz zorbaların ürettiği, indirgemecilerin kılıcı takıntı ve ağabeyi saplantı. Boş versene! Benimki salt bulantı… Üç harf için bu ne kasıntı! Froyd’un yandan çarklısı söyle, iyi mi böyle? Topla tüm psikologları, tüm filozofları, tüm şairleri, getir. Tek tek de değil, topluca getir. En beklemediğim anda, birdenbire, önden arkadan her yerden çevremi sarın. Yaftalar yapıştırın, dünyayı kendinize alıştırın: Her şeye “takıntı” diyin, “saplantı” diyin, indirgeyin duyguları deney şişelerinde biriktirin ve ilacımı verip gidin.

Sence de öyle mi kanka? Neyse boş ver artık geç oldu yat sen…

Other Articles / Diğer Yazılar
  • ai-art-tools-comparison
    YZ Sanat Araçları Karşılaştırması ve Çözüm Arayışları
  • ozarts-2021
    Konsept Sanatı Antolojim

Etiketler: duygu felsefesi

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • LinkedIn
  • Behance
  • ozthealem
  • Paylaşım İmajı

Günün En Çok Bakılanları

  • stereogram serdaraOto-Stereogram (Şaşı Bak Şaşır) Çeşitleri ve Yapılışı (3)
  • en iyi anime serileriEn Favori Anime Dizilerim: Evangelion, Fullmetal… (0)
  • biyometrik serdiEvde Biyometrik Fotoğraf Nasıl Çekilir (Çözümlü) (0)
  • Fight Club Official Trailer 1999 Brad Pitt Edward NortonDövüş Kulübü 1999 Film Analizi – CPLT481… (0)
  • Karagöz Hacıvat Gölge Oyunu AnimasyonAnimasyon Çeşitleri, Etimolojisi ve Felsefesi (1)
  • Typeface tableTipografiye Giriş: Tipografi Font Typeface Nedir? (0)
  • Ressam: Funda Tarakçıoğlu (Horoz Zamanı)Bir Horoz Öyküsü: Horoz Zamanı @ Gümüşlük Akademisi… (0)
  • IELTS HazırlıkIELTS Hazırlık: İngilizce Sınav Tavsiyeleri (0)

Seçme Yazılar

Ay'a Uçan Güve F16 Kokpit

Ay’a Yolculuk 2. Gün: “I believe in Internet!”

Kaptanın Seyir Defteri: 2014.06.17, dört günlük Ay yolculuğumun ikinci günü. Hava parçalı kozmik yağışlı, radyasyon seviyesi beklediğimden yüksek, vücudumda uyuşukluk. Ay’a fosforlu bir mayonez öbeği olarak varabilirim. Organik gözle orayı görmek isterdim, bu gidişle tüm spekturumlar bana açılacakmış gibi geliyor. Güneş pillerim sadece bilgisayar sistemine ve koltuk ısıtmasına yönlendirdim. Uzaya kırıntı yapacak gıdalar götürmeyin, uçuşan kırıntıları hüpletmekten […]

Ozgur Serdar Altunoglu © 2026

  • Türkçe