Ozgur Serdar Altunoglu

Animasyon ve Konsept Sanatı

  • CV
    • CV (Türkçe)
    • Konsept Sanatı Antolojim
    • Yazılar
    • Linktree
    • Hakkımda
  • BLOG
  • İLETİŞ
  • Türkçe
  • İngilizce

Duyguların Hikâyesidir: Aşk, Çılgınlık, Kıskançlık ve Şefkat v4.2

Tarih: 2012-06-06
Kategori: Felsefe, Hikâye

duygular

Önbilgi: 2003’ten beri yazarını bulmadığım ve eklemede bulunduğum öykü, yukarıda da hazırladığım tipografik görsel. Bu belki de İnternet’in en çok paylaşılan öykülerinden: “Love is Madness” yazar bilinmiyor. Fabl olduğundan şüpheleniyorum; derleyeni de bulamadım. Bulanlar lütfen lütfen bir şekilde bilgilendirsin. İçeriklerin izinsiz ve alıntısız paylaşılmasına karşıyım ancak bazı içeriklerin sahibi de yok ve İnternet’te sahipsiz köpek yavruları gibi geziniyorlar. Sanal dünyaya yeni gelen insanların sevecenlikle başını okşadığı bu yazılar, bir postadan bir postaya, bir forumdan bir foruma, paylaşıla paylaşıla daha da anonimleşiyor.


[Okumaya devam et…]

Etiketler: duygu felsefesi, uyarlama öykü

İnat ve İnatçılar için Salt İnatçılığın Savunması

Tarih: 2012-02-29
Kategori: Deneme, İş Hayatı

Keçi inadı

Ece Temelkuran, Kayda Geçsin adlı kitabının arka kapağında, şöyle diyor “Umut, pek güven duyduğum bir sözcük değil, ben inadı tercih ederim. Umudum yok olsa bile inadım var. İnsanın, yine de, her şeye rağmen iyi olabileceğine, bu ülkenin içinde, dövüldükçe içinin çok derinine kaçmış bir iyilik tohumu olduğuna dair bir inatçı imanım var. Benim de, benim gibilerin de bu ülkeye dahil olduğunu söylemek, sonra yeniden söylemek için sağlam tutmaya çalıştığım bir inadım…”
[Okumaya devam et…]

Etiketler: duygu felsefesi

Salt ‘Takıntı’nın Savunması

Tarih: 2011-11-22
Kategori: Deneme

Kanka, “takıntı” yapmanı istemiyorum dedi, son telefon konuşmasında, “takıntı” yapmanı is-te-mi-yo-rum! Takıntı nedir kanka? Söylesene bana. Takıntı nedir?

Takıntı “git” demek, takıntı “beni sevmeni sevilmeyi kaldıramıyorum”, takıntı “yaşadığın duygusal sürecin duygu yoğunluğunu kabul edemiyorum, kabul edersem kendimi suçlu hissedicem, beni seven birini daha katledicem; o yüzden sana bu durumu aşksız kuru sözcüklerle açıklamak istiyorum” demek. “Beni benle yüzleştirecek, beni ‘ben’le dövüp aşk kapısında süründürecek bir şey istemiyorum. Geçmiş sevmelerim bir kabus. Unutup gittiğim, sevişip gittiğim, s.krip gittiğim her şeyi tekrar karşıma çıkartma, ne gerek var bunlara! Ne gerek var?” demek, az biraz aşk demek…

Takıntı ne demek? Takıntı “duyguların yalan, yanılsama, yemedi yaslanma, yemedi yanında yatma, yemedi daha da kokma, koklama buna kalkışma” demek. “Takıntı” bu devrin adi psikologları tarafından soğuk mantıkla dövülmüş ve alayına övülmüş bir kılıçtır kanka. Sen de sapla, sen de sapla… Saplantı diyerek herkesin tutkusuna, herkesin aşkına bu korkunç kılıcı sapla, öldür, yadsıyarak yaşamını sürdür de nereye kadar? Bitanem, bilinçaltı canavarıyla yüzleşmeden nereye kadar?

Evet, takıntı hatta saplantı, kazma gibi saplandı. Dünya diliyle atılan bir iftira anıtı. Çağımızın sözde hastalığı, duygusuz zorbaların ürettiği, indirgemecilerin kılıcı takıntı ve ağabeyi saplantı. Boş versene! Benimki salt bulantı… Üç harf için bu ne kasıntı! Froyd’un yandan çarklısı söyle, iyi mi böyle? Topla tüm psikologları, tüm filozofları, tüm şairleri, getir. Tek tek de değil, topluca getir. En beklemediğim anda, birdenbire, önden arkadan her yerden çevremi sarın. Yaftalar yapıştırın, dünyayı kendinize alıştırın: Her şeye “takıntı” diyin, “saplantı” diyin, indirgeyin duyguları deney şişelerinde biriktirin ve ilacımı verip gidin.

Sence de öyle mi kanka? Neyse boş ver artık geç oldu yat sen…

Etiketler: duygu felsefesi

Ankara’yı sevmek ne ister?

Tarih: 2011-11-14
Kategori: Deneme

Ankara Gece

Kolaydır kaprisli güzeli sevmek. Öyle kolay ki Azra’yı, Adriana’yı, Behlül’ü, İstanbul’u. Odun da sevebilir: engin ufku, bacağı, baklavayı, vapuru; boğazı, gerdanı ve denize eğilmiş söğüt ağacını.

Kıyısı, kumsalı, kordonu yoktur Ankara’nın, övgüye ihtiyacı da yoktur zaten. İstediğin kadar tepin diren, bakarsın tayin çıkar ya da okul kazanırsın, Hz. Murphy kanunuyla gelirsin mecburen. Keçi bağlasan durmazmış, dört milyon keçi de mi şizofren?
[Okumaya devam et…]

Etiketler: Ankara, duygu felsefesi

  • LinkedIn
  • Behance
  • ozthealem
  • Paylaşım İmajı

Günün En Çok Bakılanları

  • stereogram serdaraOto-Stereogram (Şaşı Bak Şaşır) Çeşitleri ve Yapılışı (14)
  • Fight Club Official Trailer 1999 Brad Pitt Edward NortonDövüş Kulübü 1999 Film Analizi – CPLT481… (1)
  • Sanal Müzeler - Pieta VREn İyi Ücretsiz VR Müzeler: Sanatçılar ve… (0)
  • duygularDuyguların Hikâyesidir: Aşk, Çılgınlık, Kıskançlık… (0)
  • Lise Eğitimi vs Üniversite EğitimiTürkiye’deki Canlandırma / Animasyon Eğitimi… (3)
  • Amentü Gemisi AnimasyonTürkiye Animasyon Tarihinden Kısa Kısa Notlar (1)
  • Wizard of Oz Remake - Ozart DesignVFS – Animation Concept Art 4. ve 5. Dönem… (1)
  • ozgur serdar concept art: expressionsVFS – Animation Concept Art 2. ve 3. Dönem… (1)

Seçme Yazılar

Altay Evrendogumu

Hacettepe Grafik Yüksek Lisans Bitti: I am the Master of Art

Evet, sonunda sanatımın ustası (master of art) oldum. Hacettepe Grafik Tasarım bölümüne giriş sınavından, aldığım derslerden ve bu arada Kanada VFS ACA’deki eğitim maceramdan bahsetmiştim. Geriye yarım kalan tezimi tamamlamak ve animasyon uygulamasını yapıp tezi savunmak kalmıştı. Hacettepe maceramın son bölümünü sizlerle paylaşıyorum.

Ozgur Serdar Altunoglu © 2026

  • Türkçe
  • English