Ozgur Serdar Altunoglu

Animasyon ve Konsept Sanatı

  • CV
    • CV (Türkçe)
    • Konsept Sanatı Antolojim
    • Yazılar
    • Linktree
    • Hakkımda
  • BLOG
  • İLETİŞ
  • Türkçe
Aya yolculuk 3. gün

Ay’a Yolculuk 3. Gün: Kırık Kalpler ve Bozuk Cihazlar

Tarih: 2014-11-30
Kategori: Deneme, Hikâye

Kaptanın Seyir Defteri: 2014.06.18, üçüncü gün. Bu sadece benim değil, bozuk bir kelebeğinin de uçuş hikayesi.

Tamir etmeyi severim. Çevremde bozuk cihazların varlığına katlanamam. Düzelmeli! Bozuk ekran, bozuk bilgisayar, ütü, musluk, kombi, mutfak robotu ne varsa yaşama döndürmek bana inanılmaz keyif verir. Bazen iki bozukluğu tek bir cihaza tamamlarım, onlar benim çocuklarım, emeğimden ne katarsam o kadar benim. Bu yüzden adım çıktı tamirciye inmez tornacıya, gerçi hoşuma gitmiyor da değil hani; çünkü mutlaka bir güzel gözlünün, bir kırmızı rujlunun, bir parlak ojelinin cihazı bozulur ve ben de o güzel ellerle gelen hastayı bir tatlı muhabbet karşılığı iyi ederim; ancak asıl ilgi alanım hep geri planda kalır. Bozuk şeyleri onarmak iyi hoş da peki, ya kırık kalpler?

Önceki günler:
0.
 Uçan Güve
1. 
İstanbul’dan Kaçış
2. İnternete İnanmak

Cihazlar sebepsiz bozulmaz. Ağrı nasıl vücudun alarm sinyaliyse cızırtı da cihazlar için öyle. Arıza, hastalık gibi sebepsiz olmaz, mutlaka bir şey olmuştur. Ya bir tartışma arasında devrilip düşmüştür ya depresyondan tozlanıp işlemez olmuştur ya da öfke patlaması sonucu şiddete maruz kalmıştır. Bir ara kalite kontrol ve teknik serviste çalışmıştım, insanın anlık negatif enerjisini laboratuvarda üretmek imkansız, ne olacağını öngöremiyor üreticiler ama cihazla ne yaptığınızı da önemsemiyorlar. Sığ determinist testler psikolojiyi hesaba katmıyor. Sürekli arıza birimine gelen o depresif kadının mutsuzluğu garanti kapsamı dışında. Oysa belki bir çiçek, bir çikolata, bir iltifat bozulan şarj cihazını onarmaya yetecek. Arızaya değil, arızayı yaratana bakmak gerek.

Teknik servisteki cihazlar itirazsız içlerini açmama izin veriyordu; fakat insanlar o kadar kolay değildi, onlara uygun tornavidayı bulmak için yeterli zaman yoktu. Her migreni tuttuğunda hastahane aciline giden bir komşumuz vardı. Bir ilaç yazdırmadan asla eve dönmezdi, fakat asıl sorunun kocasından kaynakladığını bir tek ben biliyordum. Adamla aynı atölyede çalışıyorduk ve o iğrenç masaj solanlarına gittiği günler ile komşumuzun migren günleri aynı zamana denk geliyordu. Bu karmaşık duygu dengeleri içerisinde bir dizüstü bilgisayarın içi huzur doluydu, o yüzden kolaydı ama ben insanların kırık kalplerine kafayı takmıştım, sahibini tanımadan cihazı teslim etmek istemiyordum, kimin neyi neden bozduğunu öğrenmek için çıldırıyordum. Yoksa benimki para karşılığı yaşanan soğuk bir tamircilikten öte olmuyordu. Daha fazla bu soğuk hastahane koşullarına dayanamadım ve ağır sanayiye geçtim.

Dev mekanik yapılar içinde sosyal kaotik düzene olan merakımı bastırmaya çalıştım. Eşin dostun cihazlarına yine baktım ama atölyeye taşınınca gelmez oldular. Artık sadece ben, işim ve abimden kalan dijital miras vardı. Üç yıl böyle geçti. Hurdacı Kadir Usta’nın ambarında dağılmış halde Uçan Güve’yi gördüğümde, teknik servisteki anılarım canlandı. Bu eski uçak kalıntısında bakir bir hikaye ve o mutsuz kullanıcıların kırık kalbini gördüm.

Tekrar uçurma fikir bana o kadar umut verdi ki bu şirin uçağın potansiyelini, ne kadar ileri gidebileceğini görmek istedim. Kırık kalpli bozuk cihazlı kadınlarda başarılı olamamıştım. Abime yapılan suikastten sonra da Dünya’da pek bir amacım kalmamıştı zaten. Kendimi bu projeye adadım. Fakat bu bir intihar görevi değil. Size anlatmadığım bir şey var, sebepsiz çıkmadım yola. Abimle aramızda ki bir sır olan Gaye’nin de etkisi de büyük. Onun aerodinamik hesaplamalardaki ve Ay’dan gelen parazit sinyali çözmemde yardımı olmasa buralara zor gelirdim. Zavallı Osman da hesaplamaların hepsini kendi yaptığımı sanıyor ama ona söyleyemezdim yeterince yüklendim zaten çocuğa. Gaye’yi de yarın anlatırım, hareketsizlikten bitkin düştüm. Serseri bir meteor yoluma çıkmazsa yarın Ay’a iniş günü. Uzay çok sessiz biraz müzik iyi gider. Şu cırcır böceklerinin sesinin yavaşlatılmış hali bu korkunç uzaya çok yakışıyor.

Devamı: 4. Gün, cırcır böcekleri ise aşağıda…

Other Articles / Diğer Yazılar
  • ozarts-2021
    Konsept Sanatı Antolojim
  • ai-art-tools-comparison
    YZ Sanat Araçları Karşılaştırması ve Çözüm Arayışları

Etiketler: Ay Öyküleri, bilimkurgu

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • LinkedIn
  • Behance
  • ozthealem
  • Paylaşım İmajı

Günün En Çok Bakılanları

  • stereogram serdaraOto-Stereogram (Şaşı Bak Şaşır) Çeşitleri ve Yapılışı (20)
  • Fight Club Official Trailer 1999 Brad Pitt Edward NortonDövüş Kulübü 1999 Film Analizi – CPLT481… (7)
  • en iyi anime serileriEn Favori Anime Dizilerim: Evangelion, Fullmetal… (3)
  • Karagöz Hacıvat Gölge Oyunu AnimasyonAnimasyon Çeşitleri, Etimolojisi ve Felsefesi (2)
  • Arjantin Eller MağarasıRenk Teorisi: RGB – CMYK ile Geleneksel… (1)
  • Way of SeeingsGörme Biçimleri (Ways of Seeing) Kitap vs. Belgesel… (1)
  • Death Note MangaEn İyi Manga, Anime ve 2D Animasyon Programları (1)
  • Real-Speech-Of-Albert-Einstein-in-colorAlbert Einstein’dan İngilizce Konuşma ve… (1)

Seçme Yazılar

biyometrik serdi

Evde Biyometrik Fotoğraf Nasıl Çekilir (Çözümlü)

Biyometrik fotoğrafları ilk duyduğumda bu işe bir standart geldiğini düşünüp sevinmiştim; ancak durum hiç de öyle değil ve bu farkları çoğu fotoğrafçı bilmiyor. Ben köşe başındaki mahalle fotoğrafçımızı bu konuda eğitmeye çalıştım bu yazıdaki bilgilerle siz de onları muasır fotoğrafçılar statüsüne çıkartabilirsiniz. Eğer profesyonel bir kameranız varsa ve sokaktaki yaban fotoğrafçıya güvenmiyorsanız da buyrun.

Ozgur Serdar Altunoglu © 2026

  • Türkçe