Animasyon yapmaya niyet edip niyet eyledikten sonra cumhuriyet dönemi animasyon tarihinin kilometre taşlarını araştırmak istedim ve beklediğimden derin bir geçmişle karşılaştım. Bir Japonya, ABD, Fransa, İtalya kadar olmasa da bu işe niyetli arkadaşlara ilham verecek bir araştırma çıktı ortaya. Sıkılmayın diye kronolojik olarak kısa kısa listeledim. Ekleyeceğiniz yerler varsa yorum kısmında buluşalım.
[Okumaya devam et…]
En İyi 3D Animasyon ve Karakter Tasarım Programları
Eğer 3D (üç boyutlu) animasyon işine girmek, 3D tasarımlar yapmak istiyor ve nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ben de aynı durumdaydım. İşte size genel bir tablo, konuyla ilgili öneriniz varsa yorum kısmında tartışıp listemizi güncelleyebiliriz. Terimler anlaşılmaz gelirse en alta sözlük ekledim onu da zamanla geliştirebiliriz. Sizin için 4’ü temel olmak üzere 10 yazılım tanıttım, 3 tane de ücretsiz alternatif önerdim. Güzel bir derleme oldu. İyi okumalar.
[Okumaya devam et…]
Online Kitap Satış Siteleri Raporu: Okurlar ve Satıcılar için
Bu makale firmam için hazırladığım online kitap satış siteleri raporumun genişletilmiş halidir. Yazının ilk bölümü internetten kitap almak isteyenlerin, diğer bölümleri ise online kitap satış siteleri piyasasına gireceklerin ilgisini çekebilir.
[Okumaya devam et…]
İnternet Yazarlığı: Blog Yazarken Nelere Dikkat Etmeli
Bu yazıda yaratıcı yazarlık hakkında edebi püf noktalarını değil, “İnternet Yazarlığı” (diğer adıyla web yazarlığı) ve bu konuda bilinmesi gereken teknik bilgileri inceleyeceğiz. Bilgisayar ve klavye sayesinde artık teknik açıdan hepimiz yazarlığın temel gereçlerine sahibiz. Kelebeğin Rüyası fimindeki kadar kağıt ve daktilo sıkıntımız yok. Fakat internet yazarı olmak için, daha doğrusu internette yazı yayınlamak için sadece edebiyat yeteneği yeterli değil. Gerçi bu teknik engeli aşmak için size yardımcı olacak kişiler varsa o ayrı. Bu makale, yazılarını sanal ortamda daha verimli paylaşmak isteyen amatörlere yardımcı olamak amacıyla yazıldı.
İnternet + Yazarlık
Harika bir yazar olabilirsiniz, muhteşem argümanlar yaratabilir, insanları kalbinden vuracak cümleler oluşturabilirsiniz. Bunlar güzel şeyler; fakat günümüzde içeriğinizi internet ortamına uygun formatta hazırlarlamazsanız okura ulaşmada sıkıntı çekebilirsiniz. Tabii amacınız okura aracısız ulaşmak ve daha okunaklı olmak değilse o ayrı, o zaman bu yazının devamını okumanıza gerek yok. Seçim sizin.
[Okumaya devam et…]
Tipografiye Giriş: Tipografi Font Typeface Nedir?
Tipografi ile ilk defa Web-Grafik kursunun düzenlediği bir seminerde tanıştım. Her afişin, her ilanın, her etiketin içinde duruma göre değişen font aileleri vardı. Anladım ki sadece sözcüklerin anlamları değil, harflerin şekilleri de duygu içerebiliyordu. O gün ‘type’ gözüm açıldı ve dünyayı daha farklı görmeye başladım. Biraz tecrübe kazandıktan sonra birkaç font seti bile yaptım. İsterseniz, tipografi nedir ve bu alanda kendimizi nasıl geliştirebiliriz bildiğim kadarını aktarmaya çalışayım.
Not: Bu makalenin gövde metni, tırnaksız “Open Sans” fontu ile yazılmıştır. Başlık metninde ise tırnaklı “Caudex” fontu kullanılmıştır. Her iki font da güzel yazıyüzlerine (‘typeface’lere) sahiptir ve ikisi de gerçek (true) italik görünümünü desteklemektedir. Hangi terimlerle mi konuşuyorum? Tipografi terimleriyle. Eğer çevrenizi saran harflerin oluşturduğu bu gizemli göstergeler dünyası ilginizi çektiyse okumaya devam edin. Çekmediyse siz bilirsiniz.
[Okumaya devam et…]
En iyi blog oluşturma sitelerine genel bir bakış…
En iyi blog sitesi yani internet günlüğü oluşturma servisleri hakkında bir çok makale var ancak konu hakkında fazla bilgi sahibi olmayan kullanıcıyı yönlendirecek, fikir verecek, zaman kaybından kurtaracak bir yazı bulamamıştım. Yazayım da faydası olur yıllardır yaptığım iş sayesinde öğrendiklerimi paylaşayım dedim. Fırsat buldukça bir çok sitede “alıntılanan” bu popüler makaleyi güncellemeye çalışıyorum. Keyifli bloglar.
Twitter, Facebook, Instagram ve Pinterest kendinizi ifade etmeye yetmiyor mu? Blog sitesi mi açmak istiyorsunuz? Kaleminizle dünyaya seslenmek mi istiyorsunuz? Ya da torunlarınıza hoş bir anı mı bırakmak amacındasınız? Buyurun o zaman. Aşağıda en gözde en nadide en iyi blog sitesi platformlarını tanıttım, iş icabı çoğunu deneme şansım oldu. En iyisi şudur diyemeyeceğim çünkü bu platformları kişilerin ihtiyacına göre değerlendirmek gerekiyor. En popüler olandan başlayalım.
[Okumaya devam et…]
Kaos Teorisi’ne Giriş: Tarihi ve Felsefesi
İnsanlar kağıt üzerinde yayınlanmış yazılarını belli bir süre geçtikten sonra internete koymalı ki daha çok kişiye ulaşabilsin. Kağıt baskı olarak ilk yazım DTCF Felsefe’de 3. sınıfta okurken, o çevrenin güzel bir dergisi Bibliothec’in 7. sayısında yayınlandı. Çok sevinmiştim. Kaos Teorisi ve Go Sorunsalı hakkındaki o makale ODTÜ Go Topluluğu sayfasında yayınlanmıştı. Derginin 9. sayısında yayınlanan ikinci yazıma da dijital talip çıkmayınca ben de buraya koyuverdim. Siz de koyun:) Emin olun birinin işine yarayacaktır. Örneğin bu yazı yüzünden benimle iki kişi irtibatı geçti. Hatta Ersan Şahin Kaos’a giden Yol adlı bir ders sunumunda beni kaynak olarak gösterdi. Ulu Zeus adına ne gurur verici bir olaydı.
Bibliothec: Felsefe-Sosyal Bilimler Dergisi – Eylül / Ekim 2009 – Sayı: 9’da Kaos Teorisi hakkındaki ikinci yazım ise şöyle:
[Okumaya devam et…]
Kağıt dergide yayımlanan ilk makalem “Go Oyunu” ve “Kaos Teorisi” hakkındaydı…
Ankara Üniversitesi Felsefe 3. sınıfta okurken yazdığım ve kağıt ortamında yayımlanan ilk makalem. Bibliothec: Felsefe Sosyal Bilimler Dergisi Bahar 2009 (Şubat -Mart Nisan) 7. sayısında çıkmıştı. Yazı ilgi görünce ODTÜ Go Topluluğu sayfasında da görücüye çıktı:
Dövüş Kulübü 1999 Film Analizi – CPLT481 – Final Ödevi
Fight Club (1999) benim isyanımdı, hani metal müzikteki Smells Like Teen Spirit gibi sağlam bir isyan. O dönem izleyen kapitalizm müptelası çoğu genci etkilemişti. Ben de bu film patladığında Yeditepe’de mühendislikte okuyordum ve dışarıdan seçmeli ders alabileceğimizi ancak ikinci sınıfta fark ettim. “Selected Topics from Cinema” adında bir ders seçmiştim ve sinema ve diğer alandaki bilgilere ne kadar aç olduğumu gördüm. Sonra unuttum tabi. Derste filmleri Freud (Froyd) ve Lacan (Lakan) perspektifinden inceliyorduk tabi ben hiç bir şey anlamıyordum (henüz ne felsefe ne de sosyoloji okumuştum). Neyse anladığım kadarıyla final ödevi olarak Dövüş Kulübü filmini seçip analizini yaptım. AA gelmişti. Şimdi mühendis kafası ile ne kadar sistematik bir inceleme yaptığımı fark ediyorum. Hocanın istediği Lacan’cı analizlere girememişim ama Freud açısından elimden geleni yapmıştım.
[Okumaya devam et…]








