Temel tasarım eğitimi aldıktan sonra kendimi online eğitim sitelerine bıraktım. Türkiye’de olmayan animasyon, görsel efekt sektörleri gibi alanlarda nasıl eğitim alabilirim ki? Aramızda kalsın iş yerinde bile ara sıra açarak çok şey öğrendiğimi itiraf etmeliyim. Lynda.com, DigitalTutors, Udemy ve son olarak Tuts+ sitelerini deneme şansım oldu. Bir yerden sonra eğitim videoları bağımlılık yapıyor. Gelin bunlar hakkında biraz konuşalım. Evet, üşenmeden otuza yakın eğitim sitesini inceledim ve evet obsesif kompulsif bozukluğumu bu gibi araştırmalarla faydalı hale getiriyorum.
[Okumaya devam et…]
Ay’a Yolculuk 2. Gün: “I believe in Internet!”
Kaptanın Seyir Defteri: 2014.06.17, dört günlük Ay yolculuğumun ikinci günü. Hava parçalı kozmik yağışlı, radyasyon seviyesi beklediğimden yüksek, vücudumda uyuşukluk. Ay’a fosforlu bir mayonez öbeği olarak varabilirim. Organik gözle orayı görmek isterdim, bu gidişle tüm spekturumlar bana açılacakmış gibi geliyor. Güneş pillerim sadece bilgisayar sistemine ve koltuk ısıtmasına yönlendirdim. Uzaya kırıntı yapacak gıdalar götürmeyin, uçuşan kırıntıları hüpletmekten başım döndü, pipetli koyu sıvı gıdalar en iyisi, mesela boza veya öğütülmüş aşure.
Sinema Dili Atölye Notları @ Gümüşlük Akademisi
Yedinci sanat pahalı bir uğraşı ve tek başına gerçekleştirmek zor. Animasyon yapacaksanız ve projeniz için Kültür Bakanlığı veya Bilmemne Festivalinden destek isteyecekseniz senaryo yazımı hakkında bir şeyler biliyor olmanız gerekir. Ben de bu niyetle Gümüşlük Akademisindeki Ümit Ünal‘ın Sinema Dili atölyesine katıldım. Atölye üç günlüktü ve bir çok önemli noktayı fark etmemi sağladı.
Hocamız “Senaryo yazmayı öğrenmek en az altı aylık bir süreç, bu atölyede size sinemanın dili hakkında giriş niteliğinde bir şeyler anlatacağım” dedi. İyi de dedi; çünkü benim konu ile ilgili hiç bir bilgim yoktu. Neyse işte ben de atölyeden kalan şeyleri kısa kısa yazayım dedim. Lafı uzatmadan aldığım notlara bir bakalım:
[Okumaya devam et…]
Türkiye’deki Canlandırma / Animasyon Eğitimi Veren Okullar Üzerine Pedagojik Bir İrdeleme
Bu yazı, üniversitede animasyon eğitimi almak isteyenler için faydalı olabilir. Türkiye’de lisans seviyesine animasyon eğitimi veren bulabildiğim şimdilik 7 üniversite var. Ama “okul” ama ekol diyebiliyor muyuz? İnsanlara yeterince ulaştı mı, bir kuşakta iz bıraktı mı? Bunlar için henüz erken ya da artık çok mu geç? Gelin birlikte inceleyelim. Üşenmedim bölümler ve anlatılan derslerin müfredatını aşağıda topladım. Tüm bu araştırmaya rağmen çoğu kapalı kutu olmaktan pek kurtulmadı.
[Okumaya devam et…]
Açıköğretim Sosyoloji 2. Sınıf Nasıl Geçti? ve AÖF Çan Eğrisi Eleştirisi
Açıköğretim Sosyoloji 1. sınıfın hikayesini anlatmıştım. Mücadeleye devam, sıra 2. sınıfta.
Bu sene kitaplar yine çok kaliteliydi ama baskılar hâlâ yetişmiyor, kuyrukta beklemeyen öğrenci kitaplara bir ay geç ulaşıyor (dert değil, zaten son gün çalışıyoruz). Kitapları almaya giderken pusuda bekleyen eğitim tacirleri yolunuzu kesiyor bölümünüzü soruyor. İnsan, kapitalist eğitim sistem için ne durumlara düşüyor. Açıkçası geçen dönem karar verdim, ne kursa gidecek ne de destek kitaplara başvuracaktım. Gerek yok çünkü.
[Okumaya devam et…]
Açıköğretim Sosyoloji 1. Sınıf Nasıl Geçti? ve Ankara Gezi Olayları
Eskiden nasıldı bilmiyorum ama Açıköğretim Sosyoloji beklediğimden kaliteli çıktı. Ne bir kopya olayına rastladım ne de verilen kitaplarda eskimiş içerik vardı. “Temel Bilgi Teknolojileri” ders kitabı bile güncel konular içeriyordu: Mesela Android işletim sisteminden, Word eklentisi EndNote ve Mathtype programlarından bahsediyordu. Web Grafikçisi olduğum halde bilmediğim konulara rastlamak hem şaşırttı hem de hoşuma gitti.
[Okumaya devam et…]
TEDxTunalı: Duyular ve İzlenimler – Bir Kültürel Ankara Etkinliği
Bir TED etkinliği olan TEDxTunalı‘nın Ankara’da yapılacağını duyduğumda anında başvurdum. İşyerim hiç bir sıkıntı çıkarmadan izin verdi, hatta eğitimden sayalım dediler kabul etmedim. Temkinliydim, çantamda iki elma, iki de poğaça vardı. Etkinlik Cermodern’deydi ve ilk defa gidiyordum. Sıhhiye metrosuna on dakikalık mesafedeydi. Tam zamanında geldim ve beni, uzun zamandır sürgün hayatı yaşamış, o ünlü su perileri karşıladı. Önce Yenişehir ve Kızılay meydanları ardında Hacettepe parkına sonra da Tandoğan meydanını sürülen bu melekleri, Cermodern’de su püskürtürken görünce içimi huzur kapladı. Sanırım artık güvendeler…


Tesise geldiğimde hiç bir afiş ve yönlendirici bir ibare yoktu. Yılmadan ilerledim, kalabalığı takip edip yolumu bulum. Sürüyü takip etmek bazen işe yarıyor. Listede adımı buldum ve çok onurlandım. Duyurunun yapıldığı ilk on günde 300’ü aşkın başvuru yoğunluğundan sonra davet edilen 100 şanslı kişiden biriydim. İş yerim de benimle gurur duyuyor olmalıydı.
[Okumaya devam et…]
Okula Hayır Sitesi (Agos Şapgir Röportajı)
Ön Bilgi: Bir zamanlar hevesle tasarladığım, ama tutmayan, daha sonra Tumblr’a taşıdığım Okula Hayır sitesinin hikayesi. Sitenin bana en olumlu getirisi Agos gazetesi Şapgir ekibinden Sevag Beşiktaşlıyan’ın beni bulup bir röportaj gerçekleştirmesiydi. Röportaj metni ise aşağıda:
Okumaya öğrenmeye değil de yıllarımı çalan o tekdüze Okula Hayır!
Lise yıllarında pek de başarılı bir öğrenci olduğum söylenemez. Felsefe okumaya başladıktan sonra bunu da sorgulamaya başladım hele kardeşimin de okul sevgisi dibe vurunca canıma tak etti ve evet, yine hiç üşenmedim ve bunun için de bir web sitesi yaptım. Napıyım işim bu. Belki marifet değil ama aklınıza eser de Google’da “okula hayır” diye aratınca ilk bu site çıkıyor. Hatta utanmadan aynı isimde çirkin bir font da yaptım. Site manifestosu da şu şekilde:
[Okumaya devam et…]









