Ozgur Serdar Altunoglu

Animasyon ve Konsept Sanatı

  • CV
    • CV (Türkçe)
    • Konsept Sanatı Antolojim
    • Yazılar
    • Linktree
    • Hakkımda
  • BLOG
  • İLETİŞ
  • Türkçe
  • İngilizce

Tasarladığım Font Çeşitleri: Elif Sans, Okula Hayır…

Tarih: 2012-11-18
Kategori: Grafik Tasarım, Tipografi

Font tasarımı

Font Nedir?

Font sözcüğü etimolojik köken olarak İngilizce’deki “fountain” su kaynağı sözcüğünden geliyor. Bir bakıma yazının kaynağı diyebiliriz. Düşünün bir harf çeşmesi var ve oradan kova kova harf doldurup kağıtlara dizerek metinler oluşturuyoruz.

Font font diye Nietzsche’sine sarıldım, benim tipografik yârim, yazıyüzüymüş…

Typeface (Yazıyüzü) ve Font Farkı

Yazıyüzü (typeface) harf tasarımına göndermede bulunur, örneğin yukarıdaki resimlerde harflerin şeklini şemailini yani yazı yüzünü görmektesiniz. Font ise dijital bir dosyadır, Misal okula hayır fontu, okula hayır yazıyüzünü bilgisayarımıza yüklemeye yarayan bir dosyadır. Norbert Florendo’nun da dediği gibi “Typeface gördüğümüz, font ise kullandığımız şeydir.”

Daha detaylı bilgi için tipografi yazıma bakabilirsiniz. Bu ön bilgiden sonra şimdi de yazıyüzlerimizi tanıyalım:
[Okumaya devam et…]

Etiketler: font

Bir Horoz Öyküsü: Horoz Zamanı @ Gümüşlük Akademisi – Müge İplikçi Edebiyat Atölyesi

Tarih: 2012-08-22
Kategori: Hikâye

Ressam: Funda Tarakçıoğlu (Horoz Zamanı)
21 Haziran 2012 (En uzun gün)
Müge İplikçi Edebiyat Atölyesi

Bir edebiyat atölyesindeyim ve bir horoz öyküsü yazacağımdan henüz haberim yok. Hava sıcak. Su şişeleri, fanlar, açık pencereler, açık kapılar… Hiç biri serinlemeye yeterli değil ve atölye insanlarla dolu: 11 kadın 1 erkek. İlk ders olduğundan, herkes kendini tanıtmaya başlıyor, derken bir horoz sesi “Üürürüüü üürürüüü!!!” Horoz o kadar yüksek sesli ötüyor ki birbirimizi duyamıyoruz. Sonra toplumsal cinsiyet rolleri devreye giriyor ve bahçe şamanı Latife “Haydi Serdar, şu horozu kovala!”

İşte atölye hikâyem böyle başladı. “Kahramanın Sonsuz Yolculuğu” kitabı ve Müge İplikçi rehberliğinde bir yolculuğa çıktık. Üç günlük yoğun bir yazı seyahatiydi. Eve dönüp denize ayağımı bile sokmadım dediğimde şaşırdı evdekiler. Öyle tatil mi olurmuş. Fiziki suyu boş verin dedim, boğucu şehir yaşantısından çıkıp usta yüzücü Müge Hocayla edebiyat sularında kulaç attık ne diyorsunuz? Ama fazla açılmadım. Önemli olan eğlenmekti zaten ve ortaya neşeli bir hikâye çıktı. Lafı fazla uzatmadan hikâyeye geçelim ne dersiniz.


[Okumaya devam et…]

Etiketler: edebiyat atölyesi, gezi, Gümüşlük Akademisi

Deniz Yıldızı Hikayesi Fenomeni

Tarih: 2012-08-10
Kategori: Hikâye

Deniz Yıldızı Fırlatan Kız Hikayesi

Önbilgi: Sahipsiz zannedilen; ama İngiliz literatüründe çok bilinen “Deniz Yıldızı” adlı hikayenin kaynağına ulaştım. İnternet için sadeleştirilmiş halini çevirdim ve tabi sonuna da herkes gibi biraz eklemede bulundum. Sonuçta hikaye 1969’da yayınlanmış, bazı öğeler eski; ama kurgu açısından minimalist olduğundan eklenip değiştirilmeye de çok müsait evrensel bir hikâye. Yazar ilerde bu hikayenin bir internet fenomenine dönüşeceğini tahmin etmiş miydi acaba? Teşekkürler Eiseley! Neyse, biz hikâyemizi okuyalım.
[Okumaya devam et…]

Etiketler: uyarlama öykü

Duyguların Hikâyesidir: Aşk, Çılgınlık, Kıskançlık ve Şefkat v4.2

Tarih: 2012-06-06
Kategori: Felsefe, Hikâye

duygular

Önbilgi: 2003’ten beri yazarını bulmadığım ve eklemede bulunduğum öykü, yukarıda da hazırladığım tipografik görsel. Bu belki de İnternet’in en çok paylaşılan öykülerinden: “Love is Madness” yazar bilinmiyor. Fabl olduğundan şüpheleniyorum; derleyeni de bulamadım. Bulanlar lütfen lütfen bir şekilde bilgilendirsin. İçeriklerin izinsiz ve alıntısız paylaşılmasına karşıyım ancak bazı içeriklerin sahibi de yok ve İnternet’te sahipsiz köpek yavruları gibi geziniyorlar. Sanal dünyaya yeni gelen insanların sevecenlikle başını okşadığı bu yazılar, bir postadan bir postaya, bir forumdan bir foruma, paylaşıla paylaşıla daha da anonimleşiyor.


[Okumaya devam et…]

Etiketler: duygu felsefesi, uyarlama öykü

Kindirella: Nobran Prens

Tarih: 2012-03-15
Kategori: Hikâye

Sindirella Ayakkabı

Bir varmış, bir yokmuş. Paranın kulu çokmuş, Döngüsel zaman içinde doğrusal zaman dışında, deve hoca iken, pire asistan iken, ben medeniyetin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, bi tane Kindirella varmış…
[Okumaya devam et…]

Etiketler: uyarlama öykü

İnat ve İnatçılar için Salt İnatçılığın Savunması

Tarih: 2012-02-29
Kategori: Deneme, İş Hayatı

Keçi inadı

Ece Temelkuran, Kayda Geçsin adlı kitabının arka kapağında, şöyle diyor “Umut, pek güven duyduğum bir sözcük değil, ben inadı tercih ederim. Umudum yok olsa bile inadım var. İnsanın, yine de, her şeye rağmen iyi olabileceğine, bu ülkenin içinde, dövüldükçe içinin çok derinine kaçmış bir iyilik tohumu olduğuna dair bir inatçı imanım var. Benim de, benim gibilerin de bu ülkeye dahil olduğunu söylemek, sonra yeniden söylemek için sağlam tutmaya çalıştığım bir inadım…”
[Okumaya devam et…]

Etiketler: duygu felsefesi

Sinema Edebiyat Evliliği Hikâyesidir

Tarih: 2012-02-09
Kategori: Hikâye, Sinematografi

Dostoevsky: Balta

Eskiden sinema mı vardı? Yazı vardı, yazı. Tabi ondan önce söz, ondan önce işaret, ondan önce de bakış… Ama bu Sanat’ın âsi kızı Edebiyat’ın hikayesidir.

İnsanlar bir gün “Biz okurken çok sıkılıyoruz, bunları tembel kulaklarımız için seslendirin, çapkın gözlerimiz için canlandırın; sözlü işaretli bakışlı kültürümüze hitap etsin.” dedi ve Tiyatro doğdu. Tiyatroda efsaneler canlandı, Trajedi doğdu. Seyirciler üç üstü çocuk yapıp çoğaldıkça amfileri yetişemez oldu. Bu arada sanatın asi çocuğu Edebiyat altın çağını yaşıyordu. Hiç bir kardeşi saygıda kusur etmiyordu. Ta ki tiyatrodan biri “Hadi bunları filme çekelim sarıp sarıp baştan izleyelim” diyene dek. Ve böylece yedinci çocuk, Sinema doğdu. Doğar doğmaz Edebiyat’a âşık oldu, Edebiyat bu genç ve çıtır kısmeti kaçırır mı? Vakit kaybetmeden evlendiler.

Uzun bir süre Sinema, diğer sanatlar gibi Edebiyat’ın sofrasından beslendi: romanlar filmlere; öyküler kısa filmlere; şiirler kliplere dönüştü. Ve bir gün Sinema, aldattığı karısı Edebiyat’a, “Ben artık çıtır Senaryo’yu seviyorum ayrılıyorum senden!” dedi ve gitti. Artık Sinema, Edebiyat’ın yüzüne bakmıyor, Senaryo ile kırıştırıyor, bundan türeyen çocuklar salonları dolduruyordu. Derken kopyacı korsanlar, piyasayı istila etti, salonları basıp seyircileri kovaladı. Korkudan herkes evine kapandı, televizyonla korsan filmlerle uyuşturdular kendilerini.

Sinema krizdeydi. Artık ne yapsa anında internete düşüyor ve herkesçe paylaşılıyordu, bu yüzden Sinema’nın sigortası attı ve Senaryo’yla arası açıldı. İntikam soğuk yenen bir yemekti. Bunu fırsat bilen Edebiyat yeraltından çıkıp, şımarık Senaryo’yu ziyarete gitti. Burnu büyük Senaryo, bunlara hiç yüz vermediği gibi stüdyodan kovdu. Bunu hazmedemeyen kıskanç ama gururlu Edebiyat, Raskolnikof`un (bkz: Suç ve Ceza) baltasını alarak senaryonun beynini akıttı; çünkü edebiyat aynı zamanda kıskançtı.

Bu aşk cinayetinden sonra Edebiyat vicdan azabı çekmedi, üstüne üstlük merhumun özel efektleriyle kendine senaryo süsü verdi. Popüler kültürden kör olmuş Sinema eve döndüğünde yerdeki kanları film dekoru zannetti, Senaryo kılıklı Edebiyattaki değişikliği ise hiç fark etmedi ve sonuç olarak Sinema Edebiyat evliliği bir şekilde devam etti.

Kısa Film: İyiadam, Sopalıadam ve Çetesine Karşı (2005)

Tarih: 2012-01-26
Kategori: Animasyon Günlüğü, Hikâye

Lego Film: Sopalıadam ve Çetesi

Yıl 2005, kardeşimle çektiğimiz ilk (belki de son) lego filmi: İyiadam, Sopalıadam ve Çetesine Karşı.
[Okumaya devam et…]

Etiketler: yapım aşamaları

Salt ‘Takıntı’nın Savunması

Tarih: 2011-11-22
Kategori: Deneme

Kanka, “takıntı” yapmanı istemiyorum dedi, son telefon konuşmasında, “takıntı” yapmanı is-te-mi-yo-rum! Takıntı nedir kanka? Söylesene bana. Takıntı nedir?

Takıntı “git” demek, takıntı “beni sevmeni sevilmeyi kaldıramıyorum”, takıntı “yaşadığın duygusal sürecin duygu yoğunluğunu kabul edemiyorum, kabul edersem kendimi suçlu hissedicem, beni seven birini daha katledicem; o yüzden sana bu durumu aşksız kuru sözcüklerle açıklamak istiyorum” demek. “Beni benle yüzleştirecek, beni ‘ben’le dövüp aşk kapısında süründürecek bir şey istemiyorum. Geçmiş sevmelerim bir kabus. Unutup gittiğim, sevişip gittiğim, s.krip gittiğim her şeyi tekrar karşıma çıkartma, ne gerek var bunlara! Ne gerek var?” demek, az biraz aşk demek…

Takıntı ne demek? Takıntı “duyguların yalan, yanılsama, yemedi yaslanma, yemedi yanında yatma, yemedi daha da kokma, koklama buna kalkışma” demek. “Takıntı” bu devrin adi psikologları tarafından soğuk mantıkla dövülmüş ve alayına övülmüş bir kılıçtır kanka. Sen de sapla, sen de sapla… Saplantı diyerek herkesin tutkusuna, herkesin aşkına bu korkunç kılıcı sapla, öldür, yadsıyarak yaşamını sürdür de nereye kadar? Bitanem, bilinçaltı canavarıyla yüzleşmeden nereye kadar?

Evet, takıntı hatta saplantı, kazma gibi saplandı. Dünya diliyle atılan bir iftira anıtı. Çağımızın sözde hastalığı, duygusuz zorbaların ürettiği, indirgemecilerin kılıcı takıntı ve ağabeyi saplantı. Boş versene! Benimki salt bulantı… Üç harf için bu ne kasıntı! Froyd’un yandan çarklısı söyle, iyi mi böyle? Topla tüm psikologları, tüm filozofları, tüm şairleri, getir. Tek tek de değil, topluca getir. En beklemediğim anda, birdenbire, önden arkadan her yerden çevremi sarın. Yaftalar yapıştırın, dünyayı kendinize alıştırın: Her şeye “takıntı” diyin, “saplantı” diyin, indirgeyin duyguları deney şişelerinde biriktirin ve ilacımı verip gidin.

Sence de öyle mi kanka? Neyse boş ver artık geç oldu yat sen…

Etiketler: duygu felsefesi

  • <<
  • Sayfa 1
  • Interim pages omitted …
  • Sayfa 14
  • Sayfa 15
  • Sayfa 16
  • Sayfa 17
  • Sayfa 18
  • >>
  • LinkedIn
  • Behance
  • ozthealem
  • Paylaşım İmajı

Günün En Çok Bakılanları

  • stereogram serdaraOto-Stereogram (Şaşı Bak Şaşır) Çeşitleri ve Yapılışı (8)
  • Fight Club Official Trailer 1999 Brad Pitt Edward NortonDövüş Kulübü 1999 Film Analizi – CPLT481… (4)
  • Arjantin Eller MağarasıRenk Teorisi: RGB – CMYK ile Geleneksel… (3)
  • Animasyon prensipleriAnimasyonun 12 Prensibi ve Özeti 3 Temel İlke (0)
  • Logo Yapım: MockupTaslaktan Mockup’a Adım Adım Logo Tasarım Süreci (1)
  • drawing & painting“Draw” ile “Paint” Farkı ve… (0)
  • Death Note MangaEn İyi Manga, Anime ve 2D Animasyon Programları (2)
  • Digital Painting: My father watching western movie on the sofaEn İyi iPad Pro Çizim ve Boyama Uygulamaları + Apple Pencil (2)

Seçme Yazılar

Animasyon Stüdyoları

Neden Bizden Disney Çıkmaz? Türkiye’de Animasyon Üretimini Geliştirmek İçin Ne Yapmalı?

Disney animasyon üretiminin nerelere gelebileceğini gösteren iyi bir örnek ve neden bizde de böyle bir oluşum olmasın diyor insan? Bu konu üzerine uzun zamandır düşünüyorum, hatta bu konuda dünya çapında kabul görmüş okullardan birinde eğitim de aldım, bu konuda yol katetmiş belli başlı ülkelerde bulundum ve animasyon endüstrisinden insanlarla tanışma fırsatı edindim. Yapılması gerekeni Özgür […]

Ozgur Serdar Altunoglu © 2026

  • Türkçe
  • English